Blog

Sağlıklı yaşam, rehabilitasyon ve fizyoterapi dünyasından güncel bilgiler.

Sinir Sıkışması ve Disk Ağrısı Üzerine
Sağlık & Rehabilitasyon

Sinir Sıkışması ve Disk Ağrısı Üzerine

 Bir omurilik diskini ve disk ağrısı ile ilgili sorunları tanımlamak için birçok terim kullanılabilir. Bel fıtığıSinir sıkışmasıKopmuş/yırtılmış diskBulgingProtrüze DiskEkstrüde Disk Sinir sıkışması.  Fıtıklaşmış bir diskin kendisi ağrılı değildir, diskten sızan jölemsi yapı taşma yaparak yakındaki bir sinire baskı uygulayıp onu irrite ederek alevlendirir ,bunun sonucunda kök ağrısı dediğimiz radiüler ağrı meydana gelir. Radiküler ağrı (sinir kökü ağrısı olarak da adlandırılır), bacağın alt kısmından aşağıya veya boyundan kola doğru gibi vücudun diğer bölgelerine yayılan keskin, ağrıları tanımlar.Disk ağrısı. Bir omurilik diski, omurilik segmentinde ağrıya ( dejeneratif disk hastalığı olarak adlandırılır ) neden olacak şekilde dehidrate (su kaybı) olursa veya dejenere( yaşlanmaya veya travmaya bağlı gelişen bozulma) olursa, ağrının kaynağı olabilir.

23 Jan 2022 Devamını Oku
Servikal Disk Hernisi  ve Belirtileri
Sağlık & Rehabilitasyon

Servikal Disk Hernisi ve Belirtileri

 Bir servikal disk fıtığı (Boyun fıtığı) oluştuğunda, yumuşak jölemsi iç materyal ve inflamatuar kimyasallar, diskin etrafındaki koruyucu tabakaya ve  omuriliğe sızmaya başlar. Fıtıklaşmış bir disk genellikle yakınındaki bir sinir kökünü iltihaplayarak veya sıkıştırarak boyunda ve/veya kolda keskin veya şok benzeri bir ağrıya neden olur. Omurilik gibi yakınlardaki diğer yapılar da iltihaplanabilir ve ağrılı hale gelebilir. Boyun fıtığının bazı yaygın belirtileri ve semptomları şunları içerir:   Boyun ağrısı: Bu ağrı tipik olarak boynun arkasına veya yanına doğru hissedilir. Dokunulduğunda hassas hissedilen hafif bir ağrıdan keskin veya yakıcı bir ağrıya kadar değişebilir.  Radiküler ağrı : Bu ağrı, boyundaki sıkışmış bir sinirden omuz, kol, el ve/veya parmaklara doğru yayılabilir. Bazen sıcak veya elektrik çarpması hissi verebilir.  Servikal radikülopati . Sıkışmış bir sinir veya sinir kökü iltihabı, uyuşukluğun ve/veya zayıflığın omuz, kol, el ve/veya parmaklara doğru yayılmasına da neden olabilir. Boyun sertliği : Servikal fıtıklaşmış bir diskten (Boyun fıtığı ) kaynaklanan ağrı ve iltihaplanma, belirli boyun hareketlerini kısıtlayabilir ve hareket aralığını azaltabilir. Semptomlar belirli baş hareketleri ve aktivitelerle kötüleşebilir. Fıtıklaşmış bir diskin ağrısı, spor yaparken veya ağır bir ağırlık kaldırırken aktiviteler sırasında alevlenme ve daha kötü hissetme eğilimindedir. Bir tarafa dönme veya başı öne eğme gibi belirli baş pozisyonları da ağrıyı kötüleştirebilir.Spesifik ağrı paternleri ve nörolojik defisitler büyük ölçüde fıtıklaşmış diskin konumuna göre belirlenir. 

23 Jan 2022 Devamını Oku
Hareket İlacınız, Sağlığınız Zenginliğinizdir.
Sağlık & Rehabilitasyon

Hareket İlacınız, Sağlığınız Zenginliğinizdir.

 Düzenli egzersizin yararlarının düşündüğünüzün çok ötesine geçtiği giderek daha açık hale geliyor.  Egzersiz kilo vermenize, daha iyi hissetmenize, gücünüzü artırmanıza ve yaralanma riskini azaltmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca kemik yoğunluğunu arttırır, kaygıyı azaltır, depresyonla mücadele eder ve kalp hastalıklarını önler. Ama bunlar etkilerin sadece bir kısmı. Gerçekten şaşırtıcı olan ise bu etkilerin yalnızca düzenli egzersiz yaparak elde edilebilmesidir. Daha tam olarak anlamaya başladığımız yeni bir etki daha var ve bu egzersizin aslında sizi daha akıllı yaptığı. Düzenli egzersizin gelişmiş beyin sağlığı ve işleviyle doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlayan, giderek büyüyen bir kanıt ağı var.  Beyin sağlığı ve işlevi hakkında öğrendiğimiz şey, yaşam tarzlarımızla doğrudan bağlantılı olduğudur. Hareketsiz ve stres dolu yaşam tarzları vücut ve özellikle beyin için toksik bir etki yaratır. Beyin hücreleri arasındaki bağlantılar aşınır ve beynin belirli bölgeleri, aslında hissettiğimiz stres miktarı ve kronik depresyon atakları sırasında orantılı olarak küçülür. Egzersiz, serotonin ve norepinefrin (olumlu düşünce ve duygularla ilişkili önemli nörotransmiterler) düzeylerini artırarak bu süreci tam anlamıyla tersine çevirir. Egzersiz, beyin altyapısını destekleyen ve yeni bağlantılar kurmaya yardımcı olan bir dizi nörokimyasal ve büyüme faktörünü açığa çıkarır. Beyin hücreleri arasındaki karmaşık bağlantı ağını büyütmek ve sürdürmek, sağlıklı bir beyni ortaya çıkaran en temel bağlantısallık ve bütünsellik ağıdır.  Araştırmalar, bu gibi faydalar için bir saatlik yorucu bir egzersiz yapmanın gerekmediğini, günde 30-60 dakika yürümenin bile size inanılmaz yararlar sağlayabileceğini göstermiştir. Birçoğumuz zamanı bahane olarak kullanıyoruz, bazen çocuklarımızı, bazen eşimizi  ve bazen de işimizi. Sağlıklı olmayan bir beden ve zihinde yaşadığınız hayatın ne çocuklarınıza ne işinize ne de eşinize bir katkısı olacaktır. Daha sağlıklı çocuklar büyütmek daha sağlıklı insani ilişkiler geliştirmek, sağlıklı bir zihin ve sağlıklı bir bedenden geçer. Telefonunuzda geçirdiğiniz ekran sürenizi kontrol edin ve bunun ne kadarının sosyal medyada gezinerek harcandığını. Hoşunuza giden bir hareket, spor seçin ve harekete geçin.  Egzersizin fizyolojik faydaları; Kalbinizi güçlendirir.Enerji seviyenizi yükseltir.Kan basıncını düşürür.Kas tonusunu ve gücünü artırır.Kemikleri güçlendirir ve geliştirir.Vücut yağını azaltmaya yardımcı olur. Hareket etmek için yaratıldık, hareket ilaçtır. Ne yapacağınız ve bunu yaşam tarzınıza nasıl uyduracağınız konusunda daha fazla fikre ihtiyacınız varsa, bizimle iletişime geçin size yardımcı olalım.

24 Jan 2022 Devamını Oku
SKOLYOZ HAKKINDA
Sağlık & Rehabilitasyon

SKOLYOZ HAKKINDA

 Skolyoz omurganın ve göğüs kafesinin şeklinde 3 boyutta meydana gelen değişimlerdir. Bir omurgadaki eğriliğin skolyoz olarak adlandırılabilmesi için ön-arka radyografisinde eğriliğin 10 dereceden fazla ölçülmesi beklenmektedir. Skolyoz, fonksiyonel ve yapısal olarak iki grupta ele alınır. Fonksiyonel skolyoz, vücudun herhangi bir bölümündeki bozukluğun kompanse edilmesi için omurgada meydana gelen sapmaların bir sonucudur. Omurganın sağa/sola eğriliği mevcutken, rotasyon görülmez. Eğriliğin yapısı daha esnektir. Bu sebeple öne eğilme testinde (Adam’s testi) eğriliğin düzeldiği görülür. Fonksiyonel skolyozun başta yanlış postüral alışkanlıklar sebebiyle görülmekle birlikte altında yatan başka mekanik durumlar da olabilir. Yapısal skolyozda ise, eğriliğin oluştuğu bölgede kas, eklem, bağ dokusu ve sinir yapılarında yapısal değişiklikler vardır ve omurganın yana kayması ile birlikte omurların birbiri üzerinde döndüğü (rotasyon) de görülür. En fazla dönme eğriliğin merkezinde görülür. Eğrilik sırt bölgesinde olduğu zaman bu rotasyon kaburgaları da etkiler ve yapısını bozarak sırtta ve ön tarafta çıkıntılara neden olur. Bu çıkıntılar ‘gibozite’ olarak adlandırılır. Konjenital skolyoz haricinde diğer skolyoz tipleri fonksiyonel olarak başlayıp zaman içerisinde strüktürel özellikler kazanmaktadır. Yapısal skolyozun; konjenital skolyoz, nöromusküler skolyoz ve idiopatik skolyoz gibi tipleri vardır. Skolyozun tipinin doğru saptanması tedavinin başarısında oldukça önemlidir. Klinikte ve literatürde skolyozun en sık karşılaşılan çeşidi %80 oranla İdiopatik skolyoz olup nedeni hala bilinmemektedir. İdiopatik skolyozun en sık rastlananı ise 9-17 yaş arası görülen Adolesan İdiopatik Skolyozdur (AİS). Cobb açısı 10° ile 20° arasında olduğunda, kız/erkek oranı benzerken, 20° üstündeki eğrilikler kızlarda görülme oranı oldukça artmaktadır. AİS’in ortaya çıkışını ve ilerleyişini açıklamak için birçok teori üretilmiş olsa da kesin bir neden bilinmemektedir. Geçmişte genetik aktarımın üzerinde durulduysa da günümüzde; genetik kaynaklı, mezenkimal kök hücre kaynaklı, doku kaynaklı , omurga biyomekaniği kaynaklı, sinir sistemi kaynaklı, hormon kaynaklı, biyokimyasal kaynaklı, çevresel kaynaklı, yaşam tarzı kaynaklı farklı teoriler bulunmaktadır. Bu potansiyel sebepler kişi bazında kesin olarak saptanamamakla birlikte bu açılardan var olan bozuklukların göz önünde bulundurulması önemlidir. Günümüzde skolyoz,  cerrahi ve cerrahi olmayan yaklaşımlar ile tedavi edilmektedir. AİS tedavisinde son seçenek olarak görülen cerrahi yöntemler, eğriliğin ilerlemesini durdurmak veya eğrilikte düzeltme sağlamak amacıyla ve Cobb açısı 45°’den fazla olan olgularda kullanılmaktadır uygulanmaktadır. Cerrahi olmayan tedavinin temel amaçları, büyüme döneminde eğriliğin ilerlemesini önlemek, cerrahi tedaviyi geciktirmek ya da önlemek, eğriliğin derecesine ve yerine bağlı olarak gelişen solunumsal problemleri önlemek ya da tedavi etmek, özellikle yetişkinlerde görülen spinal ağrı sendromunu önlemek ya da tedavi etmek ve postüral düzeltmeler ile dış görünümü düzeltmek olabilmektedir. Bunların yanında Cobb derecesini azaltmak,  yaşam kalitesini arttırmak, psikolojik iyileştirme de diğer hedefler arasındadır. Bu amaçlar doğrultusunda; gözlem, skolyoza özgü düzeltici egzersizler ve korse yaklaşımları uygulanmaktadır. Ayrıca elektrik stimülasyonu, manipülasyon, mobilizasyon ve tabanlık gibi uygulamalar da tedavide yardımcı bileşenlerdir. Korse uygulaması, kemik gelişimi tamamlanmamış ve Cobb açısının 25°’ nin üstünde olduğu olgular için önerilen, geçerli bir tedavi yöntemidir. Korsenin etkinliği, hastanın korseye olan uyumuna, korsenin düzeltme etkisine ve giyilme süresine (18-23 saat) bağlıdır. Korsenin uygunluğu klinik ve radyolojik olarak mutlaka kontrol edilmeli ve hastanın ihtiyacına göre belirlenen aralıklarla (3-6 ay) düzenli olarak takip edilmelidir. Bu süreçte skolyozlu bireyi takip eden doktor, fizyoterapist, ortez-protez uzmanının ve tedaviye dahil olan başka bir sağlık profesyoneli varsa o kişilerin birlikte iletişim halinde çalışması gerekli ve önemlidir.Skolyozda en önemli nokta mümkün olan en erken evrede yakalanması ve bir an önce tedaviye başlanmasıdır. Yaş ilerleyip yapısal değişiklikler arttıkça ve kişiler esnekliklerini kaybettikçe tedavi seçenekleri ve onlardan alınacak verimler azalmaktadır. Skolyoza özgü düzeltici egzersizler ve korse uygulamaları düzenli ve disiplinli bir şekilde devam ettirildiği sürece klinik alanda kişilere özgü belirlenen hedeflere ulaşmak olasıdır. Bu sebeple ailelerin, öğretmenlerin ve sahadaki sağlık profesyonellerinin özellikle çocuk popülasyonlarda postüral olarak bir takım değişiklikler açısından bilinçli olması önem arz etmektedir. Fark edilebilecek bu postüral değişimler :- Omuz seviyeleri arasındaki fark- Kürek kemiklerinde asimetrik görünüm- Önde asimetrik göğüs kafesi çıkıntısının oluşması- Göğsün bir tarafa kayması, simetrik olmaması- Bel kavislerinde farklılık- Kalçanın bir yana kayması- Bacak boyunun farklı gözükmesi- Öne eğildiğinde vücudun sağ ve sol yarısında yükseklik farkının oluşması gibi durumlardır.Bu maddelerden biri veya birkaçı fark edildiğinde bir uzamana başvurulması gerekmektedir.(Bu yazının hazırlanmasında birçok kitap,makale ve tez kaynaklarından ve klinik deneyimlerden faydalanılmıştır.)

28 Jan 2022 Devamını Oku
Triatlon Sporu ve Yaralanma Oranları
Sağlık & Rehabilitasyon

Triatlon Sporu ve Yaralanma Oranları

  British Journal of Sports Medicine tarafından 26 haftalık bir süre boyunca 174 triatletin izlendiği bir araştırmanın sonuçlarına göre , katılımcıların en az %56'sında herhangi bir zamanda gerçekleşmiş olan bir tür aşırı kullanım (Overuse) yaralanması vardı. Aynı dönemde, katılımcıların %87'si aşırı kullanım yaralanması ile başvurdu ve %50'den fazlası 'önemli' yaralanmalar bildirdi. Bu nedenle, triatlon ve Ironman gibi dayanıklılık gerektiren antrenmanların yüksek yaralanma riski taşıdığı ortadadır.  Triatlon ve Ironman yarışmacıları arasında yaralanma oranı yüksek olsa da, yaralanmanın yeri ve türü önemli ölçüde değişmektedir. Yukarıdaki BJSM( British Journal of Sports Medicine) çalışmasında, sunulan aşırı kullanım yaralanmalarının %18'i (88 vaka) omuz, %17'si (84 vaka) bel , %18'i (88 vaka) Üst bacak, %22'si (106 vaka) diz bölgesi , %22 (106 vaka) alt bacak yaralanmalarıdır. Diğer çalışmalar ayak bileklerini, ayakları ve ayak parmaklarını etkileyen yaralanmaların %9 ile %35 arasında olduğunu bildirmiş olsa da, bu çalışmada bu oran sadece %3 olarak belirtilmiştir.  Bu bulgulardan ve benzer çalışmaların sonuçlarından çıkardığımız durum , yaralanmanın triatlon antrenmanı veya yarışmanınbir sonucu olarak hemen hemen her vücut bölgesinde ortaya çıkabileceği gerçeğidir. Çarpma veya sürekli kullanım gibi durumların yanı sıra, yaralanmanın sadece işlev bozukluğun bir sonucu olduğunu ve ağrının, hareket tarzımızı değiştirebilmemiz ve önleyebilmemiz için vücudun bize bu işlev bozukluğunun var olduğuna dair sinyal verme yolu olduğunu hatırlamakta fayda var. Ağrıya gelişimin önündeki yıkıcı bir engel olarak bakmak yerine, onu vücudun bize zayıflıklarımızı açığa vurarak onları aşma fırsatına sahip olmamızı sağlayan bir işaret olarak görmek en gerçekçi yaklaşım biçimidir. Disfonksiyon ( işlev bozukluğu) daha fazla disfonksiyona yol açar ve bu nedenle, ideal olan ağrı ortaya çıkmadan önce erken müdahale etmektir. Unutmayın önlemek, tedaviden daha değerlidir. 

03 Feb 2022 Devamını Oku
SCHROTH NEDİR? NE DEĞİLDİR ?
Sağlık & Rehabilitasyon

SCHROTH NEDİR? NE DEĞİLDİR ?

  1921 senesinde kendisi de orta dereceli skolyoz teşhisi alan Katharina Schroth simetrik egzersizler ile asimetrik bir omurganın/postürün düzeltilemeyeceği düşüncesiyle ayna önünde yaptığı çalışmalarda, göğüs kafesine ait asimetrilerin, göğüs kafesi hareketlerinin (asimetrik solunum) ve belirli eğrilik paternlerine ait düzeltici hareketlerin yardımı ile düzeltilebileceğini kendi üzerinde deneyimlemiştir. Elde ettiği postüral kontrolü ise ancak postüral algının değişmesi ile sürdürebileceğini savunmuştur. 1970’lerden sonra fizyoterapist olan kızı Christa Lehnert- Schroth tedavisinin gelişmesine ve sistematik hale gelmesinde önemli rol oynamıştır. Kendisi bugün hala bazı okullar tarafından kullanılan ilk egzersiz sınıflandırmasını geliştirmiştir. Daha sonra bu sınıflandırma ISST kurucu eğitmeni fizyoterapist Axel Maier Hennes tarafından geliştirilerek yeni Schroth sınıflandırması olarak günümüzde devam ettirilmektedir.  Schroth Metodunda kullanılan prensipler tüm skolyoz teşhisi almış kişiler için geçerli olup terapi süresince kişinin ihtiyaçlarına uygun olarak bazıları fizyoterapist tarafından ön plana çıkarılabilmektedir.   Schroth Metodu skolyozda 3 düzlemde bozulan omurga duruşunu (önden/arkadan  bakıldığında görülen yana kaymaları, yandan bakıldığında kaybolan bel ve boyun boşlukları ile sırt kamburunun ve öne eğilme sırasında görülen tek taraflı yükseklik farkına neden olan omurganın ve göğüs kafesinin kendi içindeki dönüşünü) düzeltme prensibiyle çalışmaktadır. Özellikle Adölesan İdiopatik Skolyozda (AİS) en sık kullanılan metottaki amaç; birtakım düzeltici pozisyonlar ve bu pozisyonların günlük yaşama adaptasyonları, rotasyonel solunum yöntemleri, omurganın uzatılması, derin omurga kaslarının ve pelvik kasların aktivasyonu, pozisyonlayıcı pirinç torbası destekleri, kişini skolyozuna özgü planlanmış pasif/ aktif yardımlı/ aktif mobilizasyon teknikleri ile omurga ve vücut statiği üzerindeki asimetrik yüklenmeyi azaltarak skolyoz ilerleyişinin kısır döngü sürecini kırmaktır. Buradan anlaşıldığı gibi öncelikli hedef özellikle çocuklarda başlayan skolyozun ilerleyiş hızını azaltmak sonrasında mümkün olduğunca ilerleyişi durdurmaktır. Diğer hedefler şu şekilde sıralanabilir:  - Postüral farkındalığı sağlamak   - Cerrahi tedaviyi önlemek ya da geciktirmek    - İlerleyişi yavaşlatmak  - Üç boyutlu  düzeltmelerin stabilizasyonunu sağlamak   - Statik ve dinamik postüral kontrolü sağlamak    - Göğüs mobilitesini ve respiratuar fonksiyonu arttırmak   - Gövde simetrisini ve kozmetik görünümü geliştirmek  - Korseye uyumu arttırmak Son çalışmalar; AİS’li olgularda, Cobb açısını azaltmada ve yaşam kalitesini iyileştirmede Schroth egzersizlerinin önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Schroth egzersizlerinin genel etki büyüklüğü yüksek bulunmuş ve skolyoz hastaları için önerilmesi gereken bir tedavi yöntemi olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte egzersizlerin, 10° - 30° Cobb açısı olan skolyoz hastaları için, 30°'den daha büyük olanlara göre daha faydalı olabileceği ve daha iyi bir etki için egzersizlerin en az bir ay boyunca uygulanması gerektiği belirtilmiştir.  Cobb açısının azaltılmasında, terapist ile birlikte yapılan Schroth egzersizlerinin ev egzersiz programı ve gözlem yöntemine göre daha etkili olduğu gözlemlenmiştir. Korse tedavisi ile birlikte gözlem ve Schroth yöntemi karşılaştırıldığında; Cobb açısının azaltılması ile birlikte kas enduransında artma, ağrıda azalma ve doğru postür açısından da daha etkili olduğu görülmüştür. Schroth egzersizlerinin tamamı spontan solunum ve rotasyonel solunumla birlikte uygulanmasından dolayı idiyopatik skolyozlu hastaların solunum kapasitesinde artış görülebilmektedir. Schroth metotu kliniklerde uygulanan en etkili egzersiz yöntemlerinden biri olmakla birlikte bu tedavi mucizevi bir yöntem ve tüm skolyozları düzelten bir teknik olarak görülmemelidir. Başta her skolyozun kişiye özel olduğu ve herkes için kendisine uygun bir tedavi planı çizilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Eğrilikler birbirine benzese de oluşma şekilleri , postüre yansımaları, kişilerin esneklik durumları, büyüme ve kemik gelişimi, var olan ek genetik ve biyolojik faktörler, yaş, var olan kemik deformiteleri, korse kullanımı ve birçok faktör tedavinin sonucunda rol oynamaktadır. Kişilerin egzersize gösterdikleri uyum, doğru postürleri günlük hayatlarına uyarlama düzeyleri ve sürdürebilirlikleri, ev programlarını uygulamaları, ayna karşısında çalışma yapmaları önemli kriterlerdir. Vurgulanması gereken bir nokta da hedeflerin sadece Cobb açısındaki azalma olmayışıdır. Özellikle büyüme ve gelişmesi durmuş bireylerde yukarıda belirttiğimiz diğer amaçlardan bir veya birkaçının gerçekleşmesi, ağrının azalması, yaşam kalitesinin artışı, ve duruşumuzla omurgamızla ilgili tedavi boyunca elde ettiğimiz uzun vadeli bilgi ve kazanımlar bizler için her zaman pozitif faktörlerdir.  Tedavi,Amaç ve Sonuçlar Her Zaman Kişiye Özel Olmalıdır !

03 Feb 2022 Devamını Oku
BEL FITIĞI ve BOYUN FITIĞI HAKKINDA HER ŞEY
Sağlık & Rehabilitasyon

BEL FITIĞI ve BOYUN FITIĞI HAKKINDA HER ŞEY

Disk Nedir ? – Fıtık Nedir ?Diskler, omurga boyunca her bir omur gövdesini birbirinden ayıran fibrokartilajdan oluşan şok emici halkalardır. Diskler, çekirdek adı verilen merkezi bir bölümü de içine alan birkaç farklı katmandan oluşur. Her katman, merkeze (çekirdek) daha fazla koruma sağlayan halkalardan oluşur.Çekirdek, yani ana merkez omurgaya binen yükü azaltmak ve yükün eşit bir şekilde dağılımını sağlamakla görevlidir, aynı zamanda omurların birbiri üzerinde kayma hareketini de sağlayarak omurganın doğal hareketlerini (öne eğilme , arkaya dönme , yana eğilme ) ortaya koymasına yardımcı olur. Çekirdeği çevreleyen ve onu koruyan halkalar travma ,yaşlılık , kötü kullanım, aşırı hareketsizlik gibi bir çok sebepten ötürü yaralanabilir , bu yaralanma sonucunda çekirdeği koruyan duvar yıpranır ve zayıflar. Çekirdek akışkan özelliği sebebiyle yıpranmış ve zayıflamış duvar tarafına doğru hareket edip dışarı taşma gösterebilir. Bu olaya disk hernisi yada halk arasında fıtık denir.Disk hernisi yada fıtık , omurgadan çıktığı yerde sinire baskı yapabilir veya siniri tahriş edebilir. Bu sinir sıkışması bel ağrısına , boyun ağrısına, sırt ağrısına, spazmlara, kramplara, uyuşmaya, karıncalanmaya , iğne batması tarzı ağrılara veya bacaklarınızda ağrıya neden olabilir. Bel ve Boyun Fıtıkları Nasıl Oluşur ?Yaşadığımız disk problemleri, disk dejenerasyonu adı verilen, yaşlanmaya bağlı olarak kademeli bir şekilde ilerleyen aşınma ve yıpranmanın sonucudur. Yaşlandıkça, disklerimiz su içeriğinin bir kısmını kaybeder. Bu durum disklerimizi daha az esnek hale getirir ve küçük bir zorlama veya bükülmeyle  bile yırtılmaya daha yatkın hale getirir. Çoğumuz fıtığa bağlı yaşadığı ağrının kesin nedenini tam olarak belirleyemez, bazen ağır nesneleri kaldırmak için bacak ve uyluk kaslarımız yerine sırt kaslarımızı kullanmak zorunda kalırız, kaldırma sırasında öne eğilme ve dönme gibi hareketler yaptığımızda bacak ve uyluk kaslarımızı yeterince kullanmadığımız için tüm yük omurgaya biner ve bu durum diskte zorlanmaya sebep olur ve sonuç olarak o bölgede diskte bir taşma fıtıklaşma görülebilir. Nadiren de olsa düşme veya omurgaya alınan darbeler gibi travmatik olaylarda diskle ilgili sorunlara neden olabilir. Risk faktörleriFıtık veya disk problemi yaşama riskini arttıran faktörler:Aşırı vücut ağırlığı, belinizdeki diskler üzerinde ekstra strese neden olur.20 ila 50 yaş arasındaki erkeklerin disk sorunları yaşaması daha olasıdır.Sık araba kullanmak ve uzun süre oturmak, omurganıza ve disklerinize baskı uygulayabilir.Sigara içmenin diske oksijen beslemesini azalttığına ve daha hızlı dejenerasyona (yaşlanma,yıpranma) neden olduğuna inanılmaktadır. Fiziksel olarak zorlu işlerle uğraşan kişilerde omurga problemleri riski daha yüksektir. Tekrarlayan kaldırma, çekme, itme, yana doğru eğilme, öne doğru eğilme gibi hareketlerde zaman içerisinde yıpranma ve yaşlanmaya bağlı olarak ağrı oluşturma riskinizi artırabilir. Disk Yaralanmalarının BelirtileriBel,boyun veya sırt ağrınız aşağıdaki nedenlerle şiddetlendiğinde bir disk yaralanmasından şüphelenilir:OturmaOmurgayı öne doğru eğme hareketinde ağrıÖksürme veya hapşırmaAğır yük KaldırmaBacak ağrısı, kol ağrısı ve buralara yansıyan iğne batması tarzında ağrılar, bacağa vuran uyuşma-karıncalanma, kola vuran uyuşma-karıncalanma veya bu bölgelerdeki güç kaybı genellikle şiddetli disk patolojileri ile ilişkilidir.Değişen mesane ve bağırsak fonksiyonu( idrar kaçırma vs ) gibi acil tıbbi değerlendirme gerektiren ciddi bir omurga fıtığını işaret edebilir. Bel – Boyun Fıtıkları Nasıl Teşhis Edilir?Fizyoterapistiniz, kayropraktik uzmanınız veya doktorunuz , yaralanma öykünüze ve semptomlarınızın genel durumuna dayanarak bir fıtıktan şüphelenebilir. Klinisyeniniz bir disk yaralanmasını veya fıtık oluşumunu doğrulamak için klinik testler yapar ve herhangi bir sinir sıkışması belirtisi olup olmadığını tespit eder. Bel- boyun fıtığınızın boyutunu doğrulamak için en doğru tanı testleri MRI ve CT taramalarıdır. MRI ve CT taramaları fıtığınızın durumu hakkında bilgi verir fakat burada en önemli nokta görüntüleme bulgularınızın klinik semptomlarınızla uyumlu olması gerekmektedir. X-ışınları ( Rontgen ) fıtık hakkında bilgi vermez. Bununla birlikte, X ışınları, dejeneratif disk hastalığı veya disk daralması gibi kronik disk hasarı hakkında bilgi verir. Fıtıklaşmış Disk TedavisiÇoğu küçük ve orta derecede fıtıklar , ameliyata gerek kalmadan konservatif (Kayropraktik , Fizyoterapi ve Rehabilitasyon) tedavilerle tedavi edilebilir. Diski koruyan ve onu çevreleyen halkaları oluşturan liflerin yırtılması sonucu ortaya çıkan problemin iyileşmesine ve fıtık oluşumu kaynaklı problemlerin çözümüne destek olmak için gereken tedavi, fıtıklaşmış disk sıvısının sağlıklı hale dönmesini ve diskin merkezde stabil kalmasını hedeflemektedir. Bu tedaviler yırtık liflerin birbirine kenetlenmesine ve halka yapısının mümkün olduğunca stabil kalmasına yardımcı olur.Fizyoterapistiniz yada kayropraktik uzmanınız size iyileşmeniz için en iyi egzersizleri önerecek , omurganızı yeniden dengeli ve düzenli hareket edebilir hale getirecek gerekli mobilizasyonları-manipülasyonları-adjustmentları uygulayacak , kinezyolojik bantlama teknikleriyle omurganıza destek olacaktır. Son olarak iyileşmeniz için zararlı olabilecek, kaçınmanız gereken duruşları ve pozisyonları da size açıklayacaklardır.Tüm bu kayropraktik , fizyoterapi ve rehabilitasyon tedavi teknikleri ile bedenin kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını harekete geçirerek disk sıvısının kalmasını istediğimiz merkezi konumda tutarak uzun vadeli mükemmel bir çözümün ilk adımı atılmış olacaktır. Lütfen oluşan bu hasarlı yara dokusunun iyileşmesinin en az altı hafta süreceğini unutmayın, bu nedenle kötü duruşlardan , kötü kullanımdan ne kadar uzun süre kaçınırsanız sizin için o kadar iyi olacaktır. Fıtıklaşmış Disk veya Bel – Boyun Fıtıkları için Ne Zaman Profesyonel Görüş Önerilir? Bağırsak veya mesane kontrolünü kaybetmeniz gibi bazı durumlar (idrar kaçırma vs ) acil bir durum olarak kabul edilir ve acil ameliyat gerektirebilir. Bu tarz disk hernisi( fıtık ) bulguları mesanenizi veya bağırsaklarınızı içeren sinir kontrolünüzü kaybettiğiniz anlamına gelebilir. Bu gibi durumlarda direkt olarak bir sağlık profesyoneline başvurmalısınız.Kol veya bacak kaslarınızdaki güç kaybı da biraz endişe vericidir. Kol, el, bacak veya ayaklarda güç kaybı yaşarsanız, tıbbi değerlendirmeye başvurmanız şiddetle tavsiye edilir.His kaybı , duyu kaybı gibi durumlarda önceliğiniz olmalı. Hafif derece disk hernileri yada fıtık başlangıçları, el ve ayaklarınızla dokunduğunuz şeyleri hissetme yeteneğinizi azaltabilir, uyuşma-karıncalanma veya iğne batması tarzı ağrılar yaşayabilirsiniz. Bu belirtilerden herhangi birini yaşıyorsanız, kesinlikle profesyonel yardım almalısınız.Siyatik ağrıları gibi bacağa yansıyan ağrılar ,veya kollarda  oluşan brakiyalji gibi uzuv ağrıları bel-boyun fıtığı kaynaklı olabilir. Bu gibi durumlarda profesyonel yardım almalısınız.Yalnızca ve yalnızca omurganız üzerinde ağrı hissediyorsanız bu hafif derecede fıtıklaşmış disk kaynaklı olabilir. Kayropraktik yada probleminize uygun egzersiz tedavileri ile hızlı bir iyileşme süreci yaşamanız olası. Bu tarz ağrılarından rahatsız olan çoğu kişi profesyonel yardım talep etmektedir.    Disk Cerrahisi Ne Zaman Gereklidir ? Fıtık kaynaklı şiddetli bir sinir sıkışması bağırsaklarınızı, mesanenizi etkileyebilir idrar kaçırma gibi durumlara sebep olabilir , kol ve bacak kaslarınızda güç kaybı yaratabilir (Hastalar genellikle bir bardak dahi tutamadıklarından ,ellerine aldıkları cisimleri düşürdüklerinden yada ayaklarını sürüyerek yürüdüklerinden bahsederler.)  Mesane ve bağırsak fonksiyonlarınız bozulabilir. Bu gibi durumlar cerrahi gerektirebilecek durumlardır.  Belinizden bacaklarınıza yada boynunuzdan kollarınıza yayılan ağrılar Kayropraktik yada Fizyoterapi ve Rehabilitasyon  gibi konservatif tedavilerle geçmediği takdirde bazen ameliyat gerektirebilir. Bu durumlar genellikle istisnai seyreder.  Altı aydan uzun süredir devam eden semptomlar, omurga tedavisinde uzmanlaşmış bir cerrahın dikkatini gerektirebilir. Lütfen unutmayın, bağırsak veya mesane disfonksiyonu veya aşırı kas zayıflığı gibi ciddi semptomlarınız varsa acil ameliyat gerektirebilir. Lütfen doğrudan acil servise gidin.Aksi takdirde, profesyonel görüşleri için lütfen fizyoterapistinize , Kayropraktik uzmanınıza veya doktorunuza danışın. Fıtık Tedavi Edilmezse Ne Olur?Profesyonel tedavi aramasanız bile, bedeniniz doğal olarak fıtıklaşmış diskinizi iyileştirmeye çalışacaktır. Profesyonel omurga bakımı iyileşmenizi hızlandırabilirken, küçük fıtıkların çoğu doğal olarak iyileşir ve tedavi gerektirmeyebilir. Bununla birlikte, fıtıklaşmış bir diskten muzdarip hastalar genellikle ağrının daha hızlı giderilmesini talep etmektedirler. Bu durumlarda, lütfen güvenilir omurga konusunda uzmanlaşmış bir profesyonel tavsiyesine başvurun. Disk Yaralanmasının (Bel-Boyun Fıtığının) Prognozu Nedir?Ne yazık ki çoğu fıtıklaşmış disk genellikle hızlı bir düzelme eğilimi göstermez. Fıtıklaşmış disklerin iyileşmesi en az altı hafta hatta bazen daha uzun sürebilir. Bu süre zarfı içerisinde bu diskler zayıf ve savunmasız kalacaklardır.Tüm bunlara rağmen iyi haber şu ki çoğu fıtık bu süre boyunca ağrılı olmayabilir ancak içlerinden bazıları kötü durumda seyreden fıtıklar olabilir. Bu nedenle fıtık kaynaklı ağrılarınızın teşhis edilip buna göre tedavi edilmesi her zaman önemlidir, Yaşadığınız bu tarz ağrılarınızın çoğu profesyonel destek almadığınız takdirde kısa süre içerisinde tekrarlama olasılığı yüksek problemlerdir. 

10 Mar 2022 Devamını Oku
Kayropraktik Meslek Tanımı
Sağlık & Rehabilitasyon

Kayropraktik Meslek Tanımı

Kayropraktik, kas,iskelet,sinir sistemi rahatsızlıklarının tanı, tedavi ve önlenmesinde ve bu rahatsızlıkların genel sağlık üstündeki olumsuz etkisi ile ilgilenen bir sağlık mesleğidir. Çıkık olmadan normal mekanik hareketliliğini yitirmiş eklemleri manipüle etmek, düzeltmek ve elle uygulanan teknikler üzerine yoğunlaşır. The WHO Definition  (World Health Organization, Guidelines on Chiropractic, 2005) Kayropraktik modern tıp dilini konuşan ama kendine has prensip ve uygulamaları olan birinci basamak sağlık mesleğidir. Kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarının, fonksiyonel bozukluklarının (disfonksiyonlarının) tanı, tedavisi ve önlenmesi üzerine odaklanır. Omurganın ameliyatlık boyuta gelmemiş olan yapı ve mekaniksel problemleri, bunların sinir sistemi ve genel sağlık üzerindeki etkileri ile ilgilenir. European Chiropractic Union, 2005  2 

24 Jul 2021 Devamını Oku
KALÇA VE DİZ PROTEZİ SONRASI REHABİLİTASYON
Sağlık & Rehabilitasyon

KALÇA VE DİZ PROTEZİ SONRASI REHABİLİTASYON

Kalça ve diz protezi sonrası rehabilitasyona mümkün olan en erken zamanda başlanmalıdır. Genelde egzersizler aynı gün başlar. Hastalar, bir yürüteç veya başka bir ortopedik cihaz yardımıyla protez ameliyatı ile aynı gün ambulasyona başlamaları için teşvik edilir. Fizyoterapist ; protezi korurken hastalara nasıl güvenli hareket edeceklerini öğretir. Hasta genellikle 1 - 2 gün ve gerekirse daha uzun süre hastanede kalır.  Protez ameliyatı sonrasında rehabilitasyonun amacı; Operasyon sonrası gelişebilecek komplikasyonları azaltmak,Ağrı, eklemi tutan kasların zayıflığı, kas atrofisi gibi bozuklukların yarattığı fonksiyonel kısıtlılıkları en aza indirmek,Mobilite ve günlük yaşam aktivitelerini düzeltmektir. Ayakta fizik tedavi genellikle taburcu olduktan sonra  ve genellikle ameliyattan sonraki bir hafta içinde başlar.  Fizyoterapist hastayla şunları çalışır:Diz – kalça güçlendirme egzersizleriHareket açıklığını kazanmak için egzersizlerAğrı kontrolünü sağlamak ( TENS, Manuel teknikler, soğuk uygulama)Kalça-diz eklemine kan akışı sağlamaYürüme, oturma günlük yaşam aktivitelerine dönüşYara(skar) dokusunun gelişmesini engellemek için uygulamalarAğrlık aktarımı ve yardımcı araç (yürüteç-baston) kullanımı ve bırakılma süreci öğretimi Çoğu hasta 6 hafta içinde normal günlük aktivitelerine devam edebilir ve 3 - 6 hafta içinde araç kullanabilir.  Protezi ameliyatının tam olarak iyileşmesi ve toplam faydalarından yararlanmanız 4 -6 ay veya bir yıl kadar sürebilir.  Protezlerin ömrü en az 15 yıl  ve çoğu en az 20 yıl sürer.  Hastalar, fizik tedavi rutinlerine uyarak ve atlama veya koşu gibi yüksek etkili aktivitelerden kaçınarak protezlerinin ömrünü uzatabilirler. Protez ameliyatı sonrası yapılması gereken egzersizler ağrı yaşama endişesiyle birçok hastaya önce zor gelebilir. Ancak, ağrıyı kontrol altına almak ve tam iyileşme için egzersizlerin anahtar nokta olduğu unutulmamalıdır. Kalça protezi sonrası potansiyel sınırlamalarBaşarılı bir iyileşmeden sonra bile protez yapılan kalça doğal bir kalçadan daha az esnek olabilir. Örneğin:Ayakkabı ve çorap giymek bir uzanma aleti gerektirebilir.Yerde bağdaş kurup oturmak ve kalçayı zorlayabilecek diğer aktivitelerin gerçekleştirilmesi zor olabilir.Hepsi olmasa da çoğu ortopedi cerrahı, hastalarına koşma veya atlama gibi yeni bir kalçaya zarar verebilecek veya yerinden çıkabilecek yüksek etkili aktiviteleri sınırlamasını veya bunlardan kaçınmasını tavsiye eder.Ameliyat sonrası sonuçlar hastadan hastaya farklılık gösterecektir.

28 Nov 2022 Devamını Oku